BİR MAGNUM EFSANESİ: ELLİOT ERWITT

ELLIOT ERWITT
“Ciddi olmamak konusunda çok ciddiyim”

Elliot Erwitt 26 Temmuz 1928 tarihinde Fransa`nin Paris kentinde, Rus göçmeni olan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasi –Boris Erwitt –mimardi, Moskovalı köklü bir aileye mensup annesi -Evgenia – ise resim sanatı ile uğraşmaktaydı. Karakterinin oluşumunda etkili olan çocukluk yılları (1928 -1938 ) İtalya`nin Milano kentinde geçen Erwitt, 1939 yılında, 11 yaşındayken, Avrupa`da ırkçılığın yayılmaya başlaması nedeniyle ailesiyle birlikte Fransa’dan Amerika’nın New York kentine göç etti. New York’ta iki yıl kaldıktan sonra Los Angeles’e yerleştiler.

Los Angeles’te “Hollywood High School’a devam ederken, film yıldızlarının fotograflarının çoğaltıldığı ticari bir karanlık odada çalışmaya başlayan Erwitt, fotograf sanatından çok etkilendi. O andan sonra fotografla ilgili çeşitli işlerde çalışarak cep harçlığını kazanmaya başladı. 1942 -1944 yılları arasında Los Angeles City College’da fotograf eğitimi alan Erwit fotografçılığa erken yaşlarda olan ilgisini şöyle özetlemektedir :

“Herkes bir şey yapar… Ben erken yaşlarda kendi yolumu buldum. Büskivi ve çikolata almaktan daha farklı şeylerle uğraşmayı tercih ettiğim için lise yıllarımdan itibaren karanlık odada çalışarak, komşularımın düğün ve çocuklarının fotograflarını çekerek bir şekilde fotografçılıktan para kazandım ”.

1947 yılında Amerikan vatandaşı olan Erwitt, 1948 yılında New York’a geldi ve “New School for Social Research New York ” ta sinema üzerine eğitim aldı. 1949 yılında Avrupa’ya döndü, Paris’te stüdyo kurdu ve kameraman olarak çalışırken Fransa ve İtalya’yı gezerek ve fotograflayarak kariyerinde belirleyici ilk adımı atmış oldu.

 

50’li yılların başlarında New York’a donen Erwitt, asistan fotografçı olarak, Almanya ve Fransa’da bulunan Amerikan üslerinde yaptığı askerlik hizmeti sonrasında bir rastlantı sonucu, fotografçılık kariyerinde etkin rol oynayan, Roy Steiker, Edward Steichen ve Robert Capa ile tanıştı. Roy Steiker ile birlikte Standard Oil Co., New Jersey ve Pittsburgh Library’de çalıştı. 1952 yılına kadar bağımsız fotografçı olarak, moda ve reklam sektöründe Collier`s, Look, Life ve Holiday gibi dergiler icin çalışan sanatçı, 1953 yılında sınırlı üye olduğu Magnum Ajans’a 1954 yılında tam üye oldu. 1956 yılında, New York Musuem of Modern Art’ta düzenlenen ve küratörlüğü Edward Steichen tarafından yapılan, ünlü “Family of Man” sergisinde birkaç eseri yer aldı.

Erwitt`in ünlendiği ilk çalışması , 1959 yılında Moskova’da gerçekleştirilen Amerikan sergisinde Nikita Khruschev ve Richard Nixon’in Westinghouse bir buzdolabı önünde yaptıkları konuşmanın fotografıydı. Ancak ırk ve renk ayrımının Amerika’da, günlük yaşamda belirleyici rol oynadığı dönemde çekilen, Afrikalı vatandaşın kendisine ayrılan musluğu kullanırken ki tereddüdünü ve yan tarafta beyazlar için olana özentili bakışını anlatan fotograf, o dönemde Amerika’da medeni hakların kullanımındaki eşitsizliği ve Afrika kökenlilerin hayata bakışlarını en iyi ifade eden çalışma olarak dikkat çekmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kişisel ilgisi ve mesleğinin gereklerine uyum Erwitt’in, Yeni Gine’nin ıssız ve uzak dağlık bölgelerinden Saint-Tropez`in insani büyüleyen sahillerine kadar bütün dünyayı dolaşmasına ve yaşamın en dokunaklı ironilerini hoş yerellikle yakalayabilmesine neden oldu. İkinci Dünya savaşı sonrasında foto-gazeteciligin doğuşu ile vizyonunu geliştiren sanatçı, Nixon ile Khruschev’in arasıindaki soğuk savaşı fotograflamak için Moskova`ya gidişinden beş yıl sonra, Fidel Castro ile bir hafta geçirmek için Küba’ya gitti. Hem Paris’in kafelerini hem de fakir Kamboçya köylerini fotograflayarak uluslararası alanda ünlendi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1969 yılında üyesi olduğu Magnum Ajans’ta başkanlık yapmaya başladı. 70’li yıllara geldiğinde sinemaya ilgisi artan Erwitt, film çekmeye başladı. Başlıca yapıtları arasında “Beauty Knows No Pain ” (1971), “ Red,White And Blue Grass “(1973) ve “ The Glass Makers of Heart ”(1977) bulunmaktadır.

80’li yıllarda Home Box Office için ağırlıklı olarak hiciv ve komedi türlerinden oluşan 17 adet televizyon programı hazırlayan sanatçı ,hafif alaycı espri anlayışı ve fark edilir zekasını fotograflarına da her zaman yansıtır. Ticari işleri dışında genelde fotograflarını, moda olup olmamasına önem vermeksizin, siyah – beyaz çekmeyi tercih etmekte olup, yine aynı düşünceyle fotografa elektronik müdahaleye karşı durmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Photojournalist, sanatçı, profesyonel fotografçı ve film yapımcısı olan Erwitt, 90’lı yıllardan bugüne kadar fotograf sanatı ile ilgili çok yönlü çalışmalarını devam ettirmektedir. Özellikle reklamcılık sektöründe yaptığı çalışmaları ile ön plana çıkan sanatçı, boş zamanın tamamını kitaplarına ve sergilerine ayırmaktadır. Bugüne kadar 18 adet kitabı yayınlanan sanatçının, “ Dog Dogs” adlı kitabında köpeklerle ilgili 500’ü aşkın fotograf bir araya getirilmiş ve ilginç bir çalışma ortaya çıkmıştır.

Rus göçmeni olan bir aileye mensup olan Erwitt, çocukluk ve gençlik yıllarını Avrupa’ da geçirdiği icin Amerikan Fotografına Avrupai bir bakış açısı getirmiştir. Elliot Erwitt fotografçılık kariyerini halen gazetecilik, moda ve reklam sektöründe sürdürmektedir. Kişisel çalışmaları sayısız yerde yayınlanan ve 1953 yılından beri Magnum Ajansın üyesi olan sanatçının fotografları başta Museum of Modern Art, NY , The Smithsonian Institution, W.D.C. , The Art Institute of Chicago , ve Kunsthaus, Zurich gibi müzelerde sergilenmektedir.

Yazıyı paylaş...
Email this to someone
email
Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *