FOTOGRAFTA KOMPOZİSYON

“Fotograflar piyangodan veya sihirli bir şapkanın içinden çekip çıkartılmış rastlantılar değildir, onlar kazanılır.”
Marc RIBOUD

“Etkili Fotograflar için Kompozisyon” kitabının ne anlattığını açıklamadan önce “kompozisyon”un fotografçı ve izleyici için ne anlama geldiğini ortaya koymak gerekir. Fotograf, asıl olarak tanık olmak ve bu tanıklığı başka insanlarla paylaşmak için kullanılan bir araçtır. Kapımızın önünden bir gürültü, bir bağırış çağırış geldiğini düşünelim. Yapacağımız şey penceremizden, balkonumuzdan uzanarak bu sese neden olan olayı görmeye çalışmaktır. Dışarıda iki kişinin kavga ettiğini hayal edelim. Hemen çevrelerinde bir grup oluşacak, kimileri kavgayı ayırmaya kimileri (şakadan da olsa) kavgayı körüklemeye çalışacak, büyük bir çoğunluk ise sadece izleyecektir. Bu izleme polis sirenin duyulmasına kadar devam edebilir. Ne zamanki siren sesi duyulur, kavga ayrılır, izleyiciler birbirlerine “Aman gidelim, şahit falan yazmasınlar” der, dağılırlar. Oysaki bir süredir izlediği, gördüğü olayı anlatmasıdır beklenen şey. Ancak olayı doğru görmek, doğru anlamak ve anlatmak aslında zor bir işlemdir. İşte bu, fotografçının tam olarak bulunduğu noktadır. Bir şeyi görmek, belki de en önemlisi anlamak ve daha sonra başkalarına anlaşılır bir şekilde anlatmak.

Fotograf, karşılaştığımız bir kişiyi, bir olayı, bir nesneyi, bir hikâyeyi belki o an orada olan ve (genellikle de) orada olmayan bir başkasına bizde uyandırdığı duygu ve heyecanı ile birlikte aktarmamızı sağlayan görsel bir kanıttır. Fotograflarımıza bakan “bir başkasının” bizi fotografı çekmeye iten duyguyu, düşünceyi, heyecanı görsel öğelerle birlikte algılaması, anlaması, o heyecanı yaşaması en büyük dileğimizdir. Eğer fotografımız bunu başarabiliyorsa; bizim çekim anında söylediğimiz “Aaa ne güzel günbatımı”, “ Yazık teyzeye ağlıyor” ya da daha da uç örnek olarak “İşte yalnızlık budur” gibi cümleleri izleyiciye de söyletebiliyorsa “doğru / güzel / iyi / başarılı” ya da bu kitapta üzerinde çok durulacağı şekliyle derdini anlatan, “etkili” bir fotograf çekmiş oluyoruz. Aksi durumda ise elimizde “niye” çekildiği anlaşılamayan fotograflarımız kalıyor.

Bir fotograf izleyici tarafından iki soru sorularak değerlendirilir: “Ne anlatıyor?”, “Bunu nasıl anlatıyor?” Bu sorular içeriği ve biçimi belirler ve fotografı algılamak için çok önemli iki anahtardır.

Ünlü sanat yazarı John Berger “Görme Biçimleri” adlı kitabında fotograf ve biçim ilişkisi için şöyle diyor: “Her imgede bir görme biçimi yatar. Fotograflarda bile. Çünkü fotograflar çoğu zaman sanıldığı gibi mekanik kayıtlar değildir. Her bir fotografa baktığımızda, ne denli az olursa olsun, fotografçının sınırsız görünüm olanakları arasından o görünümü seçtiğini fark ederiz. Rastgele aile fotograflarında da böyledir bu. Fotografçının görme biçimi konuyu seçiminde yansır.” Aynı şekilde Susan Sontag da fotografın anlamının (veya izleyicinin tepkisinin), görüntünün nasıl tarif edildiğine ya da yanlış tarif edildiğine bağlı olduğunu söylemiştir.

Her sanat eseri bir düşünce anlatır, bunu bir biçimde anlatır, bir tekniğe yaslanır, bir özgünlük taşır.

Sonuçta fotografta anlatılan ne olursa olsun, sanatçının anlattığı her şeyi biçimden yani kompozisyondan okuruz. Biliyoruz ki fotografın en büyük tuzağı çok kolay elde edilmesinden gelen zorluktur. Dünya üzerinde şu an yaklaşık 1 milyar 250 milyon adet görüntü kaydeden aygıt (fotograf makinesi, cep telefonu vb) olduğu varsayılıyor. Yaklaşık olarak dünya nüfusunun dörtte biri görüntü kaydedebiliyor. Çok kabaca elinde fotograf makinesi olan herkesin fotograf çekebileceğini, görüntü kaydedebileceğini, kelime anlamı olarak “fotografçı“ olabileceğini kabul edebiliriz. Ancak fotografı sıradanlıktan kurtaracak, ona estetik bir değer katacak öğe, çeşitli kompozisyon kriterlerine uymaktır.

Elbette kompozisyon, fotografı çekenin sanatsal zevkini, duygusal bilincini, kişisel olarak beğendiklerini ve beğenmediklerini, deneyimini kapsadığından, katı kurallar uygulanamaz. Ancak bazı kriterlere uymak daha etkili görüntüler oluşturmak ve kaydetmek için yardımcı olabilir. Ayrıca fotograf oluşturmak sanıldığı gibi “mekanik bir süreç” değildir. Fotograf sadece ışık yansıtan objeleri, optik aracılığı ve kimyasal ya da sayısal süreçler ile kaydetmek, çoğaltmak değildir, olamaz. Kültürel birikimi, estetik algıyı, sanatsal niyeti, dokümanter yaklaşımı görüntüler aracılığı ile aktarmaktır.

Fotografta kompozisyon “kadraj içindeki konuları göze hoş gelecek (estetik) bir şekilde seçme ve düzenleme” işidir. Sonuç olarak kompozisyon bir iştir. İşin güzel olması demek, fotografta verilmek istenen mesajın yerini bulması ve fotografın akılda kalıcılığını artırması ya da (artık başka bir deyim aramayalım) fotografın “ETKİLİ” olması demektir.

Fotografın etkili olabilmesi için, hangi konu çekilirse seçilsin, bir başrol – ana konu olması gerekir. Ancak bu yeterli değildir. Ana konunun güçlü bir şekilde vurgulanması, öne çıkabilmesi için, ana konu dışında kalan ögelerin ana konuyu desteklemesi, öne çıkarması ya da onunla ilgili olmaları gerekir. Eğer bu üçünden birini yapmıyorlarsa ögelerin fotografın içinde olmaması gerekir. Çünkü fotograf ayıklayıcı bir sanattır.

İşte bu kitap, yirmi yıldır profesyonel iş ya da kişisel kaygılarım için fotograf çekerken dikkat ettiğim, göz önüne aldığım kompozisyon kriterlerini örnek fotograflar ile açıklamak, uzun fotograf yolculuğuna çıkanların birçok farklı konuda çekimler gerçekleştirirken, başka insanların çektikleri fotografları değerlendirirken bir çekim ve değerlendirme kriterine sahip olmalarını sağlamak amacıyla yazılmıştır. Hiçbir başlık bir kural değildir. Uyulmaması fotografınızın “kötü” olacağı anlamını taşımaz. Her şeyden önce fotografların makine ile değil, beyin ve duygu ile çekildiğini unutmamak gerekir. En doğru kompozisyon kriteri duyguyu en etkili şekilde aktarmanızı sağlayacak olandır.

Her zaman, tüm çekimlerde / değerlendirmelerde aklımdan çıkmayan ve fotograf hayatıma yön verdiğini düşündüğüm bir cümleyi de paylaşmanın tam yeridir diye düşünüyorum:

“Tüm kompozisyon kriterlerini bilirim, ama istersem bozarım …”

Yazıyı paylaş...
Email this to someone
email
Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *